Yazı
Yazar : Ramazan ÇAKIRCI
2026-07-20 13:55:29
Görüntülenme
OKUL YÖNETİCİLİĞİ “İKİNCİ GÖREV” DEĞİL, ESAS GÖREV OLMALIDIR
Ramazan ÇAKIRCI
OKUL YÖNETİCİLİĞİ “İKİNCİ GÖREV” DEĞİL, ESAS GÖREV OLMALIDIR
Ramazan ÇAKIRCI

Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim kurumu yöneticiliğine giden yolu hiçbir kamu kurumunda olmadığı kadar her geçen gün anlamsız bir şekilde daha da zorlaştırıyor. Yazılı sınav, puan barajı, boş kadro sayısının yalnızca bir buçuk katı kadar adayın yönetici yetiştirme programına alınması, Millî Eğitim Akademisi tarafından verilen eğitim, program sonunda yapılan zorlu ikinci sınav ve nihayetinde en ufak bir soruşturmada bile görevden hemen alınabilen, asli görevi olan öğretmenlik yanında sadece dört yıllığına “ikinci görev” olarak yapılan görevlendirme…

 

Aslında bütün bu aşamalar, eğitim kurumu yöneticiliğinin sıradan bir görev olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bakanlığın kendi oluşturduğu sistem bile okul yöneticiliğinin özel bilgi, beceri, liderlik ve yöneticilik yetkinliği gerektiren profesyonel bir görev olduğunu kabul ediyor.

 

Peki, böylesine ağır ve seçici bir süreçten geçen eğitim yöneticilerine hangi statü veriliyor?

 

“İkinci görev.”

 

İşte asıl çelişki tam da burada başlıyor.

 

Bir taraftan yönetici adaylarından üst düzey yeterlilik bekleniyor, diğer taraftan bu görev hukuken hâlâ “ikinci görev” olarak tanımlanıyor. Eğer okul yöneticiliği gerçekten ikinci görev niteliğindeyse, neden böylesine ağır, çok aşamalı ve elemeye dayalı bir süreç uygulanıyor? Kamu yönetiminde benzer nitelikte başka hangi kurumda ikinci görev için yazılı sınav, akademi eğitimi, ikinci sınav ve periyodik değerlendirme zorunluluğu bulunmaktadır? Bunun bir örneği de yoktur.

 

O hâlde şu sorunun cevabı verilmelidir: Profesyonel yeterlilik gerektirdiği kabul edilen bir görev, nasıl olur da hâlâ “ikinci görev” olarak tanımlanabilir?

 

Okul yöneticileri yalnızca evrak imzalayan ya da yazışmaları takip eden kişiler değildir. Eğitim-öğretimin planlanmasından insan kaynaklarının yönetimine, bütçe ve mali işlemlerden okul güvenliğine, kriz yönetiminden veli ve paydaş ilişkilerine, mevzuatın uygulanmasından akademik başarının artırılmasına kadar çok geniş bir sorumluluk alanını omuzlamaktadırlar. Bu görev artık tartışmasız biçimde profesyonel bir yöneticilik mesleğine dönüşmüştür.

 

Buna rağmen eğitim kurumu yöneticiliğinin özlük hakları, mali hakları ve hukuki statüsü bakımından hâlâ ikinci görev kapsamında değerlendirilmesi, Bakanlığın kendi oluşturduğu sistemle açık bir çelişki oluşturmaktadır.

 

Daha da dikkat çekici olan ise, yönetici seçme sürecinin her geçen gün ağırlaştırılması; buna karşılık yöneticilerin statülerinin ve haklarının aynı ölçüde güçlendirilmemesidir. Sorumluluk artıyor, beklentiler yükseliyor, süreç zorlaşıyor; ancak yöneticiliğin itibarı ve hukuki güvencesi yerinde sayıyor.

 

Üstelik bu süreç dört yılda bir yeniden başlayan bir belirsizlik döngüsüne dönüşmektedir. Görevini başarıyla yürüten bir okul yöneticisi bile yeniden eğitim programına katılmak, yeniden sınava girmek ve yeniden değerlendirmeye tabi tutulmak zorunda bırakılmaktadır. Sürekli sınanan, sürekli kendini yeniden ispatlamak zorunda kalan bir yöneticilik sistemi; kurumsal hafızayı, yönetsel istikrarı ve motivasyonu zedelemektedir.

 

Gerçek şu ki; güçlü eğitim sistemi, güçlü okul yöneticileriyle mümkündür. Güçlü okul yöneticileri ise ancak güçlü bir statüye, güvence altına alınmış özlük haklarına ve sürdürülebilir bir kariyer sistemine sahip olduklarında başarılı olabilirler.

 

Millî Eğitim Bakanlığı bir yandan okul yöneticiliğini akademi eğitimi, sınavlar ve çok aşamalı değerlendirmelerle profesyonelleştirmeye çalışırken, diğer yandan bu görevi “ikinci görev” olarak tanımlamaya devam ederek kendi politikasıyla çelişmektedir.

 

Artık bu çelişki sona ermelidir.

 

Eğitim kurumu yöneticiliği, her dört yılda bir yeniden eğitim ve değerlendirme cenderesine sokulan geçici bir görevlendirme olmaktan çıkarılmalıdır. 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gerekli değişiklik yapılarak okul yöneticiliği; statüsü ve kariyer sistemi belirlenmiş, özlük ve mali hakları güvence altına alınmış, profesyonel bir eğitim yöneticiliği mesleği olarak yeniden düzenlenmelidir.

 

Çünkü eğitim gibi stratejik bir alan, geçici görevlendirmelerle veya “ikinci görev”lerle değil; mesleki güvencesi sağlanmış, yetkinliği kabul edilmiş ve itibarı korunmuş esas görevi yönetici olan eğitim yöneticileriyle yönetilebilir.

Yazarın Diğer Yazıları
#

Algı, Gerçeği Perdelediğinde Çöker

2026-04-09 10:00:20
#

Re’sen Atama Hangi Aklın Kârı

2025-04-14 09:43:20
#

Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal davası

#

Emek varsa başarı vardır

#

Mutfak yangın yeri

#

Sağımızdaki yalanın gerçeği örtme çabası

#

Bir vakıf insanı, sendikacı Mithat Sevin

#

Eğitim çalışanlarının güçlü sesi, genel yetkinin değişmeyen adresiyiz

#

Sendikacılığın hokkabazları

#

Umudu yeryüzüne aşılamak için daha fazla gayret

#

Kitabın, davanın, vefanın hakkını veren adam: Erol Battal

#

Ne rakipsiniz ne de refik

#

Devlet yalan söylemez!

#

Destanımıza yeni bir sayfa daha ekledik

#

Popüler kültürün kutsallarına kurban verilecek hayatlarımız yok

#

Her başlangıç yeni bir ruh, yeni bir heyecandır

#

Uluslararası sempozyumumuzun ardından

#

Sabır, dayanışma, direniş, kararlılık, alın teri...

#

İlimle yönetemeyen, zulümle yönetir

#

İyilik örgütlü gücümüzle kazanacak

#

Gelecek sizinle daha iyi olacak

#

Truva atı ya da beşinci kol faaliyetleri

#

Bir halk destanı: 15 Temmuz

#

Gelecek günler daha güzel olacak

#

Türkiye Buluşmamızda yapay sınırları aştık

#

Öze yeni bir yolculuk zamanı

#

Seçimimiz Kumpasları Bozmalı

#

Kararlı mücadeleyle güçlü Kazanımlar

#

Yüreğe Düşen Loğ Taşı

#

İLKSAN'da Zorunlu Üyelik Dayatmasına Nokta Koyduk

#

Destanlarımıza destan ekleyen lider kadrolara selam olsun

#

Yeniden Bismillah

#

Adım Adım Yükseköğretim Tazminatı Mücadelemiz

#

MEB'in 'I am Sorry' Deme Lüksü Yok

#

Y.U. Sendikacılığı

#

Yönetmelik Durdurulduğunda Atanmışlar Yürür mü?

#

Özgür Üniversite ve Örgütlenme

#

Kariyer Basamakları Bariyer Basamaklarına Döndü

#

Özür Durumuna Bağlı Yer Değişikliği ve Yargı Kararları

#

MEB Hatasından Dönmelidir

#

MEB Mevsimsel Norm Güncellemesinden Vazgeçmelidir

#

Nerden Baksan Haksızlık Nerden Baksan Tutarsızlık!

#

MEB’e Acil Reçete

#

Üniversitelerde Özgürlük ve Özlük için Örgütlenme

#

Tahriklere Gelmeden Kararlı ve Sabırlı Olacağız

#

Yeni Bakan Avcı’nın Eğitimde Önceliği Ne Olmalı?

#

Öğretmenler; Ömer’in, Merhamet ve Adaletini Bekliyor

#

Resen Atamalarda da 40 Bin Defa Düşünüldü mü?

#

Yeni Yılda da İnşa Sürecinin Öncüsü Olacağız

#

Sorun Yaşayanda mı Yaşatanda mı?

#

Yeni Bir Medeniyetin İnşası ve Öğretmenin Değeri

#

Bu Kez Yanılmak İstiyoruz!

#

Toplu Sözleşme Süreci ve Üç Cephede Mücadele Etmek

#

Hükümet ‘Yunanistan’a Döneriz’ Edebiyatından Vazgeçmelidir

#

Kesintili Eğitim ve Manipülatif Yaklaşımlar

#

Anadolu Liselerine Öğretmen Seçimi Sınavına Girilmeli Mi?

#

Yolun Açık Olsun Yusuf Ziya Özcan Hoca

#

Ek Ödemede Eğitimcilerin Muadili Kim?

#

Köklü Değişim İçin Yeni KHK’lara İhtiyaç Var

#

Değişen Paradigma ve Hak Arama Kültürü

#

Son Toplu Görüşme’de Konfederasyonumuzun Kazanımları!

#

Usuls

#

Garip Bir Dava ve Sonrası…

#

Danıştay ve İsviçre’de Minareyi Yasaklayan Zihniyet!

#

18 Kasım Çarşamba Günü Meydanlardayız!

#

Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçimi

#

Öğretmenlerin Beklediği Yönetmelik

#

Hedefe Emin Adımlarla!

#

Bu Yanlış Uygulamayla Nereye Kadar!

#

Öğretmenim! Bu Bir İLKSAN Hikayesidir

#

Kadro Sözü Üzerinden Bir Yıl Geçti

#

Sürekli Değişen Kurallar Hukuki Güvenceyi Zedeliyor

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen